Eric Clapton Unplugged

eric clapton

Takvimler 16 ocak 1992’yi gösterdiğinde müzik dünyası tüm zamanların en özel dinletilerinden birine tanıklık edeceğinin henüz farkında değildi. Hakkında yazması oldukça zor olan bir albümden bahsedeceğiz, zor çünkü içinde barındırdığı duygu yoğunluğu çok fazla, bunun yanında hemen her parça kendi adına özel bir sayfa açılacak kadar özel bir hikayeye sahip. Yine de uzun uzun ayrıntılarda boğulmadan Avenues’un müzikal anlayışında yol gösterici yapı taşlarının başında yer alan bu sanat eserini sizlere tanıtmak istiyoruz.

Öncelikle kısaca Unplugged nedir ondan bahsedelim. Unplugged 1989 yılında MTV müzik kanalında yayımlanmaya başlayan özel bir program formatıdır. Bu formata göre normalde elektrikle ses çıkışı yükseltilen (amplifiye edilen) enstrümanlar (elektrik gitar, sintisayzır vs) kullanılmaz böylece tamamen doğal ses çıkışına sahip akustik enstrümanlar (akustik gitar, piyano, akustik bas vs) kullanılarak şarkılar icra edilir.

Bir açıdan bakarsak bu formatta yer alan sanatçılar, gerçek anlamda müsizyen olduklarını, enstrümanlarına olan hakimiyetleri ve mikrofondan gelen “oynanmamış” en doğal sesleri ile şarkılarını söylemeleri ile seyircilere göstermiş olurlar.

Mtv Unplugged’ın unutulmaz performansları arasında Eric Clapton, Neil Young, Nirvana ve Alice in Chains’i sayabiliriz…

1990’lı yılları Eric Clapton için dünyada cehennemi yaşadığı yıllar olarak tarif edebiliriz. 27 ağustos 1990’da yakın arkadaşı müzisyen/gitarist Stevie Ray Vaughan, Clapton’ın menajeri ve birlikte turneye çıktıkları 2 eleman trajik bir helikopter kazasında hayatlarını kaybederler bundan kısa bir süre sonra 1991 yılında Clapton’ın oğlu Conor trajik bir şekilde hayatını kaybeder bu olaylar sanatçıyı ağır bir depresyonun eşiğine getirir.

İşte Eric Clapton Unplugged kaydı tam da bu dönemde ortaya çıkar. O yüzden duygu yoğunluğu çok farklıdır.

086a6c42f8a278c5eb3656ef31c70bfa (1)

Albümde 14 parça yer alır. Parçalar İngiltere’de Bray Film stüdyosunda az sayıda seyirci önünde canlı performans şeklinde kaydedilmiştir. Hem görüntü hem de ses kayıtlarına cd ve dvd formatlarında ulaşabilirsiniz. Albümün bir özelliği de parçalar öncesi ve parçalar arasındaki konuşmalar, seyirci ile diyaloglar ve  enstrüman hazırlık süreçlerini de dinleyici/seyirciye sunarak çok samimi bir hava yakalamasıdır. Albüm Grammy dahil pek çok ödüle layık görülmüştür.

Biraz da albüm içindeki parçalara bakalım:

Signe: Albümün açılış parçası. İşaret ve imza gibi anlamlara gelen “signe” kelimesi bu parçada anlamını bulmuştur. Bir Clapton bestesi olan bu enstrümantal eser presto tempo ile icra edilir bossa nova havası vardır. Oldukça neşeli bir yapısı vardır ve dinleyiciyi hemen yakalar. Clapton daha ilk parçada imzasını atar.

Before you accuse me (Take a look at yourself): Bo Didley’in 1957 tarihinde kaydettiği bu parça Clapton’ın 1989’daki elektrik gitar yorumunun ardından bu kez akustik gitar yorumu ile müzik severlerin beğenisine sunulur. Allegretto tempo ile icra edilir. Çalkantılı bir yaşamı ve aşk hayatı olan Clapton için Before you accuse me (Take a look at yourself) parçası oldukça manidar olsa gerek. İsyankar bir havası vardır.

Hey hey: Yine presto tempo ile icra edilen gitar ve Clapton’ın söyleyişindeki uyuma hayran bırakan bir William “Big Bill” Broonzy eseridir. 1951 tarihinde bestelenmiştir. Neşeli ama aynı zamanda içinde az da olsa hüznü de barındıran bir parçadır diyebiliriz.

Tears-In-Heaven--Unplugged-Session

Tears in Heaven: Andante tempoda bir ballad ya da bir ağıt. Clapton uyuşturucu bağımlılığını anlatan Rush isimli bir filmin müziklerini yaparken bir sahneye bu şarkının uyacağına karar verir. Sözlerinin bir kısmını yazdıktan sonra Will Jennings’den sözleri tamamlamasına yardım etmesini ister ve bu şarkıyı kısa süre önce hayatını kaybeden oğlu için yazdığını söyler…

20 mart 1991’de, Eric Clapton’ın, Lory Del Santo’dan olan oğlu Conor, henüz 4 yaşındayken, annesinin bir arkadaşına ait olan ve New York’taki 57.caddede yer alan bir apartmanın 53. katındaki dairesinin camından aşağı düşerek hayatını kaybeder. Conor’ın cansız bedeni binaya bitişik olan 4 katlı bir apartmanın çatısında bulunur. Clapton kazadan çok kısa bir süre sonra apartmana gelir, olayı sıcağı sıcağına öğrenir ve perişan olur. Clapton bu olaydan sonra bir süre müziğe ara verir. Bu dönemde çocuklar için güvenlik özellikleri olan pencere sistemlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için yapılan kampanyalara destek verir. Daha sonra yeniden müzik çalışmalarına başlar. Yıllar sonra yapılan bir röportajda “o dönemde bilinçli olmadan da olsa müziği iyileşmek için bir araç olarak kullandım” diyecektir.

Will Jennings bunun çok kişisel bir şarkı olduğunu söyler ve Clapton’ın teklifine isteksiz şekilde yaklaşır. Clapton’a oğlu hakkında olduğu için parçanın tamamını kendisinin yazması gerektiğini söyler. Yine de Clapton bir şekilde kendisini ikna eder ve Jennings “time can bring you down, time can bend your knees” şeklinde giden bölümü ve bitiş kısmını yazarak parçanın sözlerini tamamlar. Parça Rush filminin soundtrack albümünde yer aldıktan sonra Eric Clapton Unplugged’da farklı bir yorum ile icra edilir. Unplugged yorumu 3 Grammy ödülü kazanır. Parçanın notalarında ve Clapton’ın sesinde acısı olduğu gibi hissedilmektedir. Dinleyiciye bütün yakıcılığı ile bu acı geçer aynı zamanda ses tonundan oğluna olan şefkati de olduğu gibi yansımıştır. Clapton oğluna “Cennette seni görsem adımı bilir misin? Eskisi gibi olur mu her şey? Güçlü olmalıyım ve yaşama devam etmeliyim, Çünkü ben cennete ait olmadığımı biliyorum” diye seslenir… Bu parça albümü çok özel bir noktaya taşır.

Lonely Stranger: Henüz Tears in heaven’ın duygusal yoğunluğundan çıkılmadan geçiş yapılan andante tempoda bir parça. Clapton bu parçayı o kadar yumuşak bir ses tonu ile söyler ki adeta dinleyiciyi pamuklara sarar gibidir. Parça yine Clapton’ın hayatından kesitler sunar “öfkeye susamış olarak doğdum, serbest kalan bir açlıkla, ama yıllar içinde öğrendim, beni teşvik etmeyin, burada yalnız bir yabancıyım, bana yaklaşmayın, çünkü sonu mutlaka göz yaşı ile biter, olduğum gibi bırakın beni” der.

Nobody knows you when you’re down and out:  1923’te Jimmy Cox tarafından bestelenen bir blues standardı. Clapton moderato tempoda icra eder bu eseri.  Parça bir zamanlar zengin olan ama mal varlığını kaybeden bir kişinin, para ile gelen dostluklarını ve maddi kazanımlarını parasız kalınca kaybetmesini anlatır. Gerçekten de zor durumda kaldığınızda kimse sizi tanımaz, kimse sizi istemez, kimse size ihtiyaç duymaz ve elinizden tutacak hiç kimse kalmaz çevrenizde. Kapitalist dünyada 1923’ten beri değişen bir şey olmadığını görmek insanın içini acıtır.

00 george pettie eric-1

Layla: En meşhur Eric Clapton şarkılarından biridir. Unplugged albümünün bir özelliği de Clapton’ın kendi şarkılarını da yeniden yorumlamasıdır. Bu nedenle çok bilinen bu şarkısını çalmadan önce “Bakalım bunu tanıyabilecek misiniz?” diye seyirciye sorar. Gerçekten de alışılmışın çok dışında bir formda ve allegretto tempoda çalınır. Piyanonun katkısı parçayı farklı bir boyuta taşır. Parçanın bu hali çok beğenilir ve bir çok sanatçı bu hali ile yorumlamaya başlar şarkıyı.

Yazılma hikayesi de oldukça ilginçtir bu parçanın. 1970 yılının kasım ayında “Layla and other assorted love songs” albümünde yayımlanır. Clapton bu parçayı, yakın arkadaşı olan, The Beatles grubu üyesi, müzisyen/gitarist George Harrison’ın karısı, manken Pattie Boyd’a beslediği ve karşı koyamadığı tutkulu yasak aşk için yazar.

Clapton’ın arkadaşı Ian Dallas, İranlı şair Nizami Ganjavi’nin Leyla ile Mecnun kitabını okumuştur ve hikayeyi Clapton’a anlatır. Hikayede babasının isteği ile sevmediği bir adamla evlendirilmiş olan Leyla ve aşık olduğu Mecnun’un birbirlerine kavuşamamaları ve Mecnun’un en sonunda akıl sağlığını kaybetmesi anlatılır. Clapton bu hikayeden çok etkilenir ve Pattie Boyd’u Leyla’nın yerine koyarak Layla şarkısını besteler. Sözlerini Jim Gordon ile birlikte yazarlar.

Bir gün bir partide Clapton bu şarkıyı Pattie Boyd’a çalar ve aynı gece George Harrison’a karısına aşık olduğunu itiraf eder. Bu itiraf 3 arkadaşın arasında kısa süreli bir soğukluğa neden olsa da Pattie ve George bir kaç yıl daha evli kalırlar ve Clapton ile olan arkadaşlıkları da devam eder. 1974’te Boyd Harrison’dan boşanır ve 1979’da Arizona’da Clapton ile evlenir! George Harrison düğüne The Beatles grubundan arkadaşları Ringo Starr ve Paul McCartney ile birlikte katılır. Boşanma sürecine ve Pattie’nin Eric Clapton ile evlenmiş olmasına çok fazla kırılmamış gibi gözükür. Clapton 1977’de Pattie Boyd için “Wonderful tonight” parçasını da besteleyecektir. 1989 yılında ise Eric Clapton ile Pattie Boyd boşanırlar. Aynı yıl Clapton’ın bestelediği “Old love” parçası da Pattie Boyd için yazılmıştır diye bilinir. Layla’nın Unplugged kaydı 1993 yılında  en iyi rock şarkısı Grammy ödülünü alır.

dobro2

Running on faith: Jerry Lynn Williams bestesidir ve ilk olarak Clapton’ın 1989 çıkışlı Journeyman albümünde yayımlanmıştır. Unplugged yorumu ise andante tempoda bir balladdır. “Yalnızca beni önemseyen bir aşık bulacağım, inancımızı koruyacağız ve rüyalarımız gerçek olacak.” der bu parçada Clapton. Ekşi sözlükte Anoktale nickli yazar “Unplugged versiyonunda Clapton’un başka bir gezene gidip geldiği harikası.” şeklinde tanımlamış. Hoşumuza gittiği için bu tanımı da buraya ekliyoruz. Clapton bu parçada özel yapım, tahta gövdeli bir resonatör gitar olan, Doblo gitarını kullanmayı tercih eder. Gitarı Martin sap ile modifiye edilmiştir. 90’lı yıllar boyunca Clapton, akustik slide gitar olarak bu gitarı kullanmayı tercih eder.

Walkin’ blues: Robert Johnson’ın 1936’da kaydettiği bir Blues standardıdır. Clapton, Unplugged’da bu parça için de Doblo gitarını kullanır ve moderato tempoda bu parçayı icra eder. Blues severlere mutlaka dinlemelerini öneririz.

Alberta: Aslında 1928’de Bo Carter tarafından kaydı yapılan ve bir country blues klasiği olan Corrina Corrina adlı eserdir. Bu şarkı Bob Dylan, Willie Nelson gibi efsaneler tarafından değişik şekillerde yorumlanmış, zaman zaman sözleri zaman zaman melodisi değişikliklere uğramıştır. Eric Clapton parçanın sözlerini Alberta Alberta şeklinde değiştirerek yorumlamayı tercih eder. Unplugged yorumu moderato tempoda çalınır.

San Francisco Bay Blues: Jesse Fuller’in 1954’te kaydını yaptığı sevilen bir Amerikan Folk şarkısıdır. Unplugged’da presto tempoda çalınır. San Francisco limanında sevdiği kadın tarafından terk edilen ve onun özlemi ile acı çeken bir adamın hikayesini anlatır parça, yalnız Unplugged’da oldukça neşeli çalınmıştır, sözleri bilinmese eğlenip dans edesi gelir insanın .

Malted milk: Bir Robert Johnson bestesidir. Ağır ilerleyen, insanın içine işleyen bir blues parçasıdır. Unplugged’da andante tempoda çalınır.

Old love: Bir Eric Clapton – Robert Cray eseridir. Clapton 1989’da Pattie Boyd’dan boşandıktan sonra Journeyman albümünü yayımlar. Old love bu albümde en çok dikkat çeken parçalardan biridir. Sözlerine dikkat ettiğimizde şarkının Pattie Boyd’a yazılmış olduğunu düşünüyoruz. Yalnız Clapton’ın Pattie ile evliyken başka kadınlarla ilişkileri olduğunu, hatta oğlu Conor’ın bu ilişkilerinden biri sonucu doğmuş olduğunu da unutmayalım. O yüzden “kesinlikle Pattie Boyd’a yazılmıştır” diyemiyoruz. Unplugged yorumu andante tempoda çalınmıştır. Bu yorumda parçaya eşlik eden piyano bir noktadan sonra bu parçayı alıp bambaşka noktalara götürüp üst seviyeye taşır, Unplugged’da doğaçlama çalınan piyanoyu Clapton o kadar çok beğenir ki bir süre hayran hayran seyreder. Eric Clapton’ın şarkıyı söylerken öfkesini sesini kullanışından hissedebilirsiniz. Bu, ayrıldığı halde, bütün hatalarına karşın, hala sevdiği kadını unutamayan ve sonunda ne yaparsa yapsın, onu asla unutamayacağını ve zaman geçtikçe ona daha da çok bağlanacağını anlayan bir adamın öfkesidir. Parçada da bunu anlatır. Sözlerini buradan okuyabilirsiniz.

I can feel your body
When I’m lying in my bed
There’s too much confusion
Going around through my head

And it’s making me so angry
To know that the flame still burns
Oh why can’t I get over?
And when will I ever learn?

Old love, leave me alone

Old love, just go on home

I can see your face, yes
But I know it ain’t real
It’s just an illusion
Caused by how I used to feel

And it’s making me so angry
I know now that the flame will always burn

Flame will always burn
I ain’t never gonna get over
Know now that I’ll never learn, ever learn

Old love, old love, leave me alone

Old love, old love, just go on home, go on home

Old love, just go on home, go on home

Rollin’ and tumblin’: 1929’da Hambone Willie Newbern tarafından kaydedilmiş bir blues klasiğidir. Muddy Waters’a ait olduğu da söylenir. Yüzlerce sanatçı tarafından icra edilmiş ve geleneksel bir folk müzik parçası haline gelmiştir. Unplugged’da allegro tempoda çalınmıştır. Aslında döndüm durdum bütün gece ağladım, sevdiğim beni anlamadı sevdiğimden ayrıyım, param yok şansım yok temalı klasik bir blues parçasıdır. Clapton albümün son parçası olarak bu parçayı uygun görmüştür sözleri kısaltır değiştirir ve öyle neşeli ve cowboy tarzında çalar ki ayağa kalkıp cowboy dansı yapasınız gelir. Bu parça ile birlikte Clapton’ın hüznü dağılmış gibidir güler yüzle seyirciyi selamlar ve sahneden ayrılır.

00ekip1

Bu muhteşem eseri ortaya çıkartan müzisyenleri de unutmayalım:

Eric Clapton: Vokal, Akustik Gitar (Martin 000-42 Akustik, Dobro)

Katie Kissoon: Geri vokal

Tessa Niles: Geri vokal

Andy Fairweather Low: Akustik gitar, Armonika

Nathan East: Akustik Bas, Geri vokal

Steve Ferrone: Davul

Ray Cooper: Perküsyon

Chuck Leavell: Klavye/Piyano

James Barton: Ses mühendisi

Son Söz: Müzikle ilgilenen herkese bir ders niteliğinde olan bu albümü dinlemelerini tavsiye ediyoruz. Gitar çalan arkadaşlara özellikle kendilerini geliştirebilmeleri açısından Eric Clapton Unplugged DVD’sini almalarını ve görerek ve dinleyerek parçalara çalışmalarını öneriyoruz.

Leave a Reply

© 2012-2017 AVENUES MUSIC | AVENUESTHEBAND.COM