Modern Zamanın Kabile Müziği

Tim-photo

Dans müziği diyenler var, techno müzik diyenler var, Dj müziği diyenler var… Her ne isimle adlandırılırsa adlandırılsın içinde 40’lar, 50’ler, 60’lar, 70’ler, 80’ler ve 90’ların müziklerinden melodiler barındıran ya da o dönemin şarkılarından bir iki nakarat alıp, yeni bir alt yapı kurgulayarak, kitleleri dans ettirmek üzere inşa edilen, eğlence sektörünün bir ürünü bu yazımızda bahsedeceğimiz.

Gece kulüplerinde ve özel partilerde hatta “Sensation White” gibi çok özel etkinliklerde Djlerin çalmayı ve insanları dans ettirmeyi tercih ettikleri müzik türü. Hakkında “Modern çağların müziği”, “Müziğin DNA’sı ile oynayan müzisyenlerin başyapıtı” gibi tanımlamalar yapılsa da esasen tamamen ritim üzerine inşa edilen ve elektronik verilerden oluşan bir meta. Ortaya çıkan bu metaya müzik denilip denilmeyeceği tartışılabilir…

NovationLaunchPad

Eline bu tip özel cihazlar alan ve biraz ritim duygusu olan herkes yeni bir dans şarkısı yaptım diye ortaya çıkar oldu. Bu tip cihazların genel özelliği bir Dj’in her bir tuşa özel sample kayıtları yapabilmesi, sonra belli aralıklarla belli tuşları loopa alarak fonu oluşturabilmesi, ardından kendi zevkine göre istediği tuşlara istediği ritimlerde basarak her defasında değişik ya da aynı “şarkı”yı yaratabilmesine olanak tanıması.

Bu tarz “müzik”lerin sevilmesinde en önemli etki, aslında bu “müziği” profesyonel olarak icra edenlerin psikoloji biliminden yararlanmaları. İlk çağlardan, ateş etrafında tamtamlar eşliğinde dans edilen kabile dönemlerinden beri gelen ve id ve egoya hitap eden özel ritimler ve tempo değişiklikleri ile yine insan ruh halinde istendik değişimleri gerçekleştirebilen özel renk ve ışıkların kullanılması ile kapalı mekanlarda kalabalık kitlelerin aynı anda benzer hisler yaşamalarını sağlıyorlar. Aslında modern zamanın kabile müziğinden başka bir şey değil yaptıkları…

Bu bir bakıma bilinç altında bir tatmin duygusu yarattığı için insanlar, bu içi boş, herhangi bir mesaj kaygısı olmayan, hayata ve insanlığa dair hiç bir söz söylemeyen “şarkı”ları sever, bunların eşliğinde sabahlara kadar dans eder oldular. Tam da 2000’li yılların siyasetten, toplum bilincinden, yüce duygulardan, ideallerden uzak, bireyci insanına uygun bir “müzik” aslında, dolayısı ile kitlelerin bu akıma kapılıp bunu benimsemeleri de oldukça doğal…

Oysa gerçek müzik, enstrüman ile müzisyenin ortak aklının, aralarındaki tarifi zor büyülü kimyanın, hayata dair hikayeler ile harmanlanıp insanlığı geliştirmek, dinlendirmek, mutlu etmek, gönlüne dokunup ruhuna hitap edebilmek ve iyi insana ulaşabilmek adına, çok özel ve kutsal bir yaratım sürecinin ardından, kulağa hitap eden notalar şeklinde ortaya çıkmasıdır.

Bir müzikal yapıt ortaya koyabilmesi için bir müzisyenin yıllarca enstrümanına hakimiyetini geliştirmesi ve yılmadan felsefe, edebiyat, ses ve müzik eğitimleri ile kendisini geliştirmesi gerekir.

Bunların hiç biri için çaba sarf edilmeden, insanlığa ve düşünce dünyasına katkı yapacak içerikte söyleyecek hiç bir sözü olmayan, elektronik ortamda yalnızca ritim kaygısı ile üretilen bir sesler bütünü, “müzik” olarak adlandırılmayı ve saygı görmeyi ne kadar hak eder onu da sizlerin takdirine bırakıyoruz.

© 2012-2017 AVENUES MUSIC | AVENUESTHEBAND.COM