Müzikte Alternatif Üretim Üzerine – 1

altermuz

Müzikte üretim oldukça derin ve çok yönlü işlenmesi gereken bir konu. Çünkü sürecin tek bir yönü ve dinamiği yer almıyor. Oldukça karmaşık ama bir yönüyle de sistemli bir periyodun ürünü olarak müzikte üretim aşaması yaşama aktarılmakta. Bu yazımızda kendi naçizane gözlemlerimizden bir çıkarımla müzikte üretim sürecini ve sistem dışı olarak değerlendirebileceğimiz alternatif zeminlerde müzik üreticisinin sınırlarını kaleme almaya çalışacağız. Dosyamız süreçle birlikte yayınlanacak bir kaç yazıdan oluşacak.

Temel Olarak Üretim

Her üretim başlı başına bir aktarım ve emek sürecini zorunlu kılar. Aktarılacak nesne kişinin bilgi, beklenti ve tecrübesiyle doğrudan ilişkilidir. Aktarım aşaması ise zorunlu olarak yoğunlaşmayı yani dikkat ve çabayı gerektirir. Özetle her iki aşamada da yani teoride de pratiğe geçirme aşamalarında da çaba zorunludur. Bir banka memurunun açılacak bir hesap ve mevduat işleri için yeterli olan prosese sahip olması ve hesap bilgisine hakim olması gerekir. Aynı zamanda konumu gereği bunu aktarabilecek araçlara (üretim araçlarına ve bireysel ifade/iletişim araçlarına) sahip olması gerekir. Aynı banka memurundan çapraz kurları bilmesi veya kobi yatırım süreçlerini bilmesi çoğu kez beklenmez çünkü uzmanlığı gereği bireysel bankacılık süreçlerine hakim durumdadır.

Bir müzisyenin ise süreci daha karmaşıktır. Benzerlikler kendini teori ve pratikte temel ilkelerde gösterir. Üretici müzisyenin gerek kendini yetiştirmesi ve icra edeceği alanı ile ilgili temel bilgilere sahip olması (nota bilgisi, ses bilgisi, armoni bilgisi vb.) gerekse eğer enstrüman çalıyorsa ayrıca teknik düzeyde bir enstrüman bilgisine sahip olması gerekir. Banka çalışanı bireysel hesaplar açarken bilgisayar kullanmak zorundadır. Burada da kullanmak zorunda olduğu web tabanlı yazılımlar mevcuttur. Asgari bazı ofis programlarını da kullanma zorunluğu bulunur. Enstrüman çalan müzisyenin ise enstrümanı ile ilgili tıpkı banka memuru gibi asgari bir bilgiye sahip olması zorunluluktur. Ancak yazılımın altyapısını veya makroların işleniş mantığını nasıl banka memurumuz özel bir ilgi alanı yoksa çoğu zaman bilmek zorunda değilse, aynı şey çoğu kez enstrüman çalan müzisyenimiz için de geçerlidir. Örneğin piyanonun tarihini, malzemesinin yapısını, ve ya gitarın tarihsel gelişim aşamalarını özel bir ilgi alanı yoksa müzisyenimiz bilmek zorunda değildir. Sürecin buraya kadar ki kısmı benzerlikler temellidir. Şimdi temel ayrım noktalarına gelelim.

Üretici Müzisyenin Teknik İşçiden Farkı

Teknik işçiden kastımızın beyaz veya mavi yaka farketmeksizin yaşamının devamlılığını sağlamak ve geçim araçlarına ulaşabilmek için aynı işi farklı ve ya aynı müşteri için devamlı aynı şekilde yapan kişiler olduğunu belirtelim. Sanatsal süreçlerin rutin teknik üretimden en büyük farklarından biri yaratıcılık kavramıdır. Üretici müzisyen herşeyden çok en başta yaratıcı olmak zorundadır. Olaylara çoğu kez bir tekniker gözüyle bakamaz. Rutin tekniğe bağlanan her süreç üretici müzisyenin hareket serbestisini kaçınılmaz olarak kısıtlar. Üretici müzisyen çok yönlü bir kişilik olmak zorundadır. Sanatını sadece aynı tarzda teknik bilgiyi okuma ile geliştiremez. Temel bilgileri başta olmak üzere o ana kadar öğrenmiş olduğu herşeyin üzerine katmak ve gelişmek zorundadır. Üretici müzisyen devamlı aynı fonksiyonları kullanan bir yazılımcıdan, aynı excell uygulamalarını kullanan bir rapor analizcisinden, aynı sunum araçlarını ve klişe cümleleri kullanan bir öğretmenden farklı olmak zorundadır. Çok yönlü gelişme ve beslenme süreci, sistemli okumak, sistemli müzik dinlemek, sistemli yazmak, sistemli gözlem yapmak, sistemli düşünmek gibi her birinin kendi iç mantığı ve dinamiği olan ve devamlılığı şart koşan süreçlerle kendisini tamamlamak durumundadır. Bu devamlılıklarda aksamalar kopukluklar olduğu takdirde üretici müzisyenin ürün ortaya koyma sürecinin damarları da kesilmiş olur. “Nasılsa elimde hazır bir şablonum var onun üzerinden hareket ederim” deme lüksü bulunmaktadır üretici müzisyenin. Bu düşünce yapısındaki kişilerin her gün aynı şekilde hamburger servis eden ve milkshake makinesinin kolunu aynı şekilde aşağı yukarı kaldıran bir gıda hizmetlisinden pek de farkı kalmaz. Kendini tekrar eder, gününü kurtarır ama bir üst aşamaya asla geçemez.

Üretici Müzisyenin Zorlukları

Yaşamını tamamen müzikle ilgili üretim araçları ve üretim ilişkileri üzerinden kurgulamak zorunda olan bir kişinin önünde bir önceki paragrafta altını çizdiğimiz yaratıcılık nosyonu dışındaki belki de en büyük zorluk maddi zorluktur. Bir banka memurunun, muhasebecinin, kasiyerin, mühendisin de önünde maddi zorluklar şüphesiz vardır. Bu durum daha çok sektörlere içkin arz talep eğrileri ve para akışkanlığı ile ilgili bir süreçtir. Son kertede piyasanın belirlediği finansal eğilimlere dayanmaktadır. Ancak üretici müzisyen için çoğunlukla sıfırdan yarattığı bir ürünün – ki birazdan bahsedeceğimiz gibi oldukça zahmetli bir yaratım sürecidir bu – satılabilir, değişim değeri mevcut bir ürün haline gelmesi düşünülenden çok daha zor ve sancılıdır. Piyasanın beklentilerine cevap verme zorunluluğu her zaman üretici müzisyenin başında duran maddi kaygılar kılıcına benzer. Vermemek de bir alternatiftir. Zor olandır ve kendi seçimlerini yaratması gereken bir süreçtir. Bu hakim olan ilişkileri tamamen reddetme ve ya kendi belirlediği sınırlar doğrultusunda kabul etmeyi gerektirir.

Belirlenen Sınırlar

Üretici müzisyenin kendi bilgi ve teknik becerisi doğrultusunda yoğunlaştığı alanları seçmesi tıpkı bir edebiyatçıya ve ya heykeltraşa benzer. Ürün çıkartmakta kendi bilgi, beceri ve iç dünyasına yakın bulduğu damarı yakalaması ve burada derinleşmeye başlaması, özetle kendi sınırlarını belirlemesinin zorlukları daha ilk andan itibaren kendini gösterir.

Her derinleşme normalin bir kaç katı enerji ve zamanı zorunlu kılar. Bu zaman çoğu kez çevrenizdeki insanların kendilerine yönelik attıkları daha elle tutulur ve maddi olarak ölçümlenebilir adımların gölgesiyle birlikte yaşam bulur. Herkesin kısa yoldan mevki olarak yükseldiği, günlük maddi kazançlarına kazanç kattığı, yatırımlar yaptığı bir çevre ve toplum düzeninde üretici müzisyenin bu yönde bir şey ortaya koymaması, hele ki alternatif – sistem dışı üretim sürecini tutmuşsa, üretimsel yoğunlaşmasının önündeki en büyük psikolojik engellerden biriyle karşı karşıya demektir. Toplumla ilişkilerini önsel olarak veya vice versa sanatı ile ilişkilerine yaklaşımı olarak belirlemiş üretici müzisyen bu noktada piyasa değerler ile arasına bir kalın duvar daha örmektedir.

Duvarlar içerisinde yapılan üretim bir yönüyle korunaklı ve kararlı ürünlerin ortaya çıkmasını sağlarken, geri dönüşüm alınamayan ve içinden sağlıklı olarak beslenilemeyen toplumla olan mesafe ister istemez üretim aşamındaki yaratıcılık / çelişki nosyonunu köreltme riskini taşımaktadır. Oysa ki toplumla sağlıklı, akılcı ve eleştirel ilişkiler kurulması mesafe kriterini aşındırmaz. Aksine daha farklı bir yönde geliştirir. Üretici müzisyenin malzemesini yani ham maddesini çıkartacağı alan teknik olarak iyi referanslar olsa dahi, son tahlilde sadece toplumdur. Ne kadar bireysel yaklaşımlar gündemde olursa olsun bu bireysellik, toplum tarafından belirlenmiş ve revize edilmeye devam edilen bilinçli benden başkası değildir. Özetle sınırların ve seçimlerin test edileceği yegane havuz toplum ve insan ilişkileri pratiğidir. Üretici müzisyenin bu noktada ürününü sınayacağı yer de yine tüm çelişkileri ile birlikte bu zemin olacaktır.

Devam edecek (…)

© 2012-2017 AVENUES MUSIC | AVENUESTHEBAND.COM