Müzikte Alternatif Üretim Üzerine – 2

alternatif

Bir önceki dosyamızda temel olarak üretim, üretici müzisyenin herhangi bir üretici ile ortak noktaları ve esas hatları ile ayrım noktalarına değinmiş, son bölümde de alternatif müzik üretim sürecindeki kişinin toplumla ilişkilerine özet bir giriş yapmıştık. Bu yazımızda konuyu biraz daha somutlaştırmaya çalışacağız. Günlük yaşantı temelinde üretim sürecinin dinamiklerine inmeye çalışacağız. Elbette alternatif üreticinin gömleğini giyerek bunu deneyeceğiz.

Alternatif müzikten kastımızın piyasanın arz talep eğrileri içinde düşünülmeyecek her tür müzik türü olduğunu hemen belirtelim. Ülkemiz koşullarında kültürel açıdan sağlıklı bir şekilde gelişememiş indie/jazz/blues/akustik/country/folk müzikten, heavy metal – hard rock türevlerine, enstrümantal müzikten deneysel müziklere kadar geniş bir yelpazeyi piyasa ile diğer türler kadar flört halinde olmayan türler olarak düşünebiliriz. Kendi iç dinamikleri, gündemleri, okumaları, öyküleri bulunan bu türlerin üreticilerini en başta bekleyen tehlike bir önceki yazımızda bahsettiğimiz gibi toplum zemininden sağlıklı bir şekilde beslenememesidir.

Aklımıza haşır neşir olduğumuz için doğrudan ülkemizdeki rock müziğin gelişim seyri geliyor. Mesela ülkemize 1950’lerin sonu ve esas olarak 60’larda Elvis, Beatles, Pink Floyd, Led Zeppelin sonraki dalgalarda Alice Cooperlar, Eagleslar, Rod Stewartlar, Cat Stevenslar aracılığı ile giren yabancı rock ve alternatif müziklerin topraklarımızda ete kemiğe bürünmesinde “Anadolu Rock” olarak da kategorize edilen türün temsilcilerinin büyük katkısı olmuştur. O ana kadar yurtdışı ile temas halinde eğitimli küçük bir azınlığın müziği olarak görülen yabancı rock soundu, öncü isimlerin açtığı yollar ile çeşitlenmiş ve kendi kanallarını yaratabilmiştir. Ancak gerek dünya özelindeki gerekse ülkemiz gerçeğinde nesnel koşulların değişmesi, rüzgarın her dönem farklı yönlerden esmeye başlaması ile hakim olan piyasa değerleri de hızla değişmiş ve ya format değiştirmiş, bu öncülerin müziği de “güne uymak” adı altında farklı arayışlara girmek durumunda kalmıştır.

Burada karşımıza “güne uymak” kavramı çıkıyor. Özellikle altını çizelim. Çoğu zaman “gelişmek, değişmek” kavramları ile açıklanarak daha masum ve bilimsel bir ifadenin aracı yapılır “güne uymak”. Güne uymak nedir peki? Günün yani içinde bulunulan zamanın teknolojik gelişmelerinden üretici müzisyenin kendi çizgisi doğrultusunda faydalanması, daha iyi kayıt ve ses sistemleri kullanması, daha kaliteli enstrümanlar kullanması, sosyal medyayı kullanarak iletişim kanallarını genişletmesi, müzikle içli dışlı bir hale gelen web yazılım teknolojilerini takip etmesi, günün toplumsal çelişkilerinden beslenmesi ve daha yaratıcı – özgün içeriklerle gelişerek güne uyması mı? Yoksa piyasa değerlerin ve alıcısı olan bir türün nimetlerinden faydalanarak o ana kadar izlenen çizginin tamamen terkedilmesi, üretim aşamasında çevrenin ve iş bilir kişilerin “tutup – tutmama” kriterlerine göre düşünülmesi, emek yoğunluğundan, derinleşmeden kopulması mıdır güne uymak?

Alternatif müzik üreticisi kendini ikinci grupta konumlandırmasa bile, pratikte uyguladığı çizgisi ile ikinci gruba uygunsa artık “alternatif” sıfatını rafa kaldırma vakti gelmiş demektir. Alternatif kavramının da günün beklenti ve değerlerine feda edildiği ve özünde piyasa müziğin bir kolundan başka birşey olmadığı günlerden geçtiğimizi de unutmamak gerekiyor.

Alternatif Müzik Üreticisinin Genel Özellikleri

Alternatif müzik üreticisi bir yönüyle Don Kişot’tur. Hayalperesttir, kendi dünyasındadır, küskündür, mesafelidir ve tüm bunların yanında yaşama tutunmaya çalışır çünkü umut ve beklentileri vardır. Bir yönüyle umudunu kaybetmez ama zorluk yaşayacağının da bilincindedir. Hayatın kendisi zaten zorlukları ve çelişkili yönleri ile mevcuttur. Çoğunlukla maddi yönden sıkıntı yaşar. Maddi yönden rahata ermiş olsa dahi gerek toplumsal hareketlere gerekse psikolojik yansımaları ve hayalkırıklıklarına son derece duyarlıdır. Bu duyarlılık zorlama değil seçilen yaşam tarzı ve gelişen bilincin doğal bir refleksi konumundadır. Aynı zamanda üretim sürecinin de hammadesini oluşturur. Üretim aşamasındaki çelişkiler ilk andan son aşamaya kadar kendisini devamlı gösterir. Süreç nesnel zorluklara, subjektif zorlukların da eklenmesi ile yeni bir faza evrilir.

Nesnel Zorluklar

Alternatif üretimdeki en başta gelen nesnel zorluk, içerik ile biçim arasında genel çelişki olarak kendisini gösterir. İçeriği besleyen kanalların veya temanın doğası yapıya da doğrudan karakterini verir. Bu tema ile uyumlu kompozisyonun yazılması diğer bir çelişkiyi içinde barındırır. Kompozisyon yazımı için ayrılacak zaman ve yoğunlaşma çoğu zaman düşünülenden çok daha sancılıdır. Günlük koşturmaca ve ihtiyaçlar temini içerisinde bu yoğunlaşma sıklıkla sekteye uğrayabilir. Her bir kesinti ise temanın yapısı üzerinde belirleyici etkilere neden olur. Arada geçen süreçte yapılan her yeni müdahele aslında ilk başta düşünülenden çoğunlukla farklı bir yapının ortaya çıkmasına vesile olur. Buradaki farklılık olumlu anlamda bir farklılıktır. Her yeni müdahelede farklı bir psikoloji ve gündem yapıya yedirilir ve yapı sürekli gelişir, dönüşüme uğrar. Ancak önkabuller, yani çizgi belirlemesi yoksa gelişim aşaması kişiyi rahatsız edebilir. Bir süre sonra da ürününe yabancılaşmasına ve rafa kaldırmasına neden olabilir. Bu büyük bir tehlikedir. Çizgiler veya düşünülen sınırlar bu açıdan oldukça önemlidir.

Türe Özgü Zorluklar

Öznel açıdan alternatif üreticinin yaşayacağı belki de en büyük çelişki, tamamlama aşamasına geldiği ürününü sunmadır. Burada doğrudan içinde bulunulan türe özgü zorluklar gündeme gelir. Her türün kendi kültürü ve ritüelleri bulunmaktadır. Bu kültür çoğu zaman maddi ve manevi olarak adanmışlığı (kültürün günlük rutin haline gelmesini, Gramsci’nin deyimiyle soğurulmasını) ve ya popüler bir kavramla “işi gerçek tutmayı” zorunlu kılar. Bir kez daha sınırlar sürecin içindedir, sınırlar piyasa değerler doğrultusunda esnetildiği her hamlede gerek özde, gerekse bozulan özün biçimsel yansıması olan estetik de tutarsızlıklar gündeme gelebilir.

İkinci büyük öznel zorluk yine üretim aşamasında karşılaşılabilen teknik sıkıntılardır. Alternatif müzik üretiminde olan kişiler için kendi türlerine özgü ekipman ve enstrümanların önemi büyüktür. Ancak bu ekipmanların temini çoğu kez düşünüldüğünden de zor ve maliyetlidir. Temin edilse dahi yoğunlaşma ve o türün uygulayıcısı iyi müzisyenlere ulaşmak, ve bu kişilerle birlikte çalışmak yine meşaketli bir süreçtir. Burada yalnızlaşma tehlikesi gündemdedir. Yalnızlaşma üretim süreçlerinin belirli aşamalarında güdüleyici olsa dahi sonraki aşamalarda alternatif müzik üreticisinin ayağına devamlı dolanan bir bağ haline gelir. Bu da büyük bir tehlikedir.

Alternatif müzik üreticisinin karşılaşacağı bir diğer zorluk ise emeklerinin karşılığını alabilme sürecidir. Mevcut üretim ilişkileri içerisinde emeğinin ürününü piyasa değerlerine sunan normal bir müzik üreticisi de, istisnalar haricinde çoğu kez özellikle maddi açıdan  hayalkırıklığı yaşar. O ürünün hangi koşulların, maddi ve manevi yıpranmaların, seçimlerin ve fedakarlıkların ürünü oldunu ölçecek bir terazisi yoktur çünkü piyasanın. Alternatif müzik üreticisi de çoğunlukla değiştiremeyeceği bu anlayış karşısında ya “alternatif” sıfatını terketmek zorunda kalır. Savaş kaybedilmiştir bir bakıma. Mücadeleden, belki de kendinden vazgeçmeyen küçük bir azınlık ise bir kaz daha risk alarak kendini ifade edebileceği piyasa dışı veya yeni piyasa iletişim-sunum ve icra kanalları bulmaya çalışır. Bu aşamada da farklı zorluklar üreticimizi beklemektedir…

(Devam edecek…)

© 2012-2017 AVENUES MUSIC | AVENUESTHEBAND.COM