Texas’ın Eskimeyen Mızıkası: Mickey Raphael

mickey

Merhabalar değerli “Avenues – Streets” bölümü takipçileri.

7 Kasım 2013 tarihinde country müzik sahnesinin en önemli mızıkacılarından Willie Nelson and Family’nin üretken sesi Mickey Raphael‘in doğumgünü kutlandı. Willie’nin konserlerinde gördüğünüz genelde mikrofonla birlikte ağzında mızıkası kıvırcık saçları ile dikkat çeken Mickey Raphael; 40 yılı aşan sanat hayatında hem yorulmak bilmeyen bir öğrenci, hem de artık adından sözettiren bir ekolün de temsilcisi konumunda. Yalnızca Family ile değil kendisini dönem dönem Paul Simon, U2, Motley Crue, Allmann Brothers Band gibi pek çok grup ve sanatçı ile de çalışmalar içerisinde görmek mümkün.

Tıpkı Willie gibi Mickey’nin de zamana meydan okuması şaşkınlık verici. İlk kez 1973 yılında henüz 22 yaşındayken Willie Nelson’ın grubuna katılan ve ABD’de gidilmedik eyalet, yapılmadık Honky Tonk bırakmayan Mickey’nin Chron sitesi için verdiği yeni röportajı sizler için aktarıyoruz. Umarız keyif alırsınız…

-Merhaba Mickey, ülkede ayak basmadık eyalet bırakmadınız desek bu doğru olur mu?

Henüz Alaska’ya uzanmadık. Alaska gerçekten gitmek istediğim bir yer.

– Willie Nelson and Family gibi bir gruptayken sanırım diğerlerinin ne çaldığına çok dikkat etmen gerekiyor?

Kesinlikle öyle olmak zorundasınız. Birileri konuşurken, siz susup dinlemelisiniz. Willie’nin felsefelerinden biri de “az ve öz olan her zaman fazladır” Bu işleri sade tutmakla ilgili birşey. Vokaller ve sözler müzikteki en önemli kısımdır. Bu açıdan vokaller esnasında çalmak istemezsiniz. Willie’nin vokalleri ve gitarı… Herşey bu ikili üzerinde yürümektedir.

– Hangi parçaları çalacağınız konusunda karar verirken çok zaman harcıyor musunuz? Mesela “Stardust” çok nazik bir parça veya “Georgia On My Mind” burada çok belirgin bir solon var.

Aslında zorlanmıyoruz doğrudan belirliyoruz. Stardust çalması zor bir parçadır. O parçada solo bölümüm bulunmuyor. Amacım parçanın hakkında gelmek değil sadece biraz renklendirmek. “Georgia On My Mind” parçasında melodi bölümlerim yer alıyor. O dönemler Paul Butterfield ile takılırdım. Kendisi benim çalma tekniğim üzerimde büyük pay sahibidir. Bana bazen sadece melodi çalmanın yeterli olabileceğini öğretti. Bu parçayı kendim daha farklı söylerdim. Melodiyi çalmak işin özü budur.”

– Sen, Willie ve Bobbie hepinizin sololarda özgün bir karakteri var?

Ben de öyle olduğunu düşünüyorum. Bu bence önemli bir nokta. Konuşmak kadar dinlemeyi de bilmek gerek. Önce dinle, sonra konuş sonra diğer kişinin konuşmasına şans ver. Willie’nin gitar bölümlerini beslemeye çalışıyorum. Ve bence Willie yıllar geçtikçe kesinlikle daha da ustalaştı. Kesinlikle geriye gitmedi. Gitar tekniği inanılmaz bir düzeye geldi, gerçekten olağanüstü…

– İlk başladığın dönemlere dönelim. O zamanlar gruba kolay adapte olabilmiş miydin? Diğerleri neredeyse 20 yaş büyüktüler senden…

Evet. Willie 39 yaşındaydı. Paul English (bateristimiz ve yol menajerimiz) 40 yaşındaydı. Bobbie (Willie’nin ablası – piyano) 41 yaşındaydı. Bee Spears (Willie’nin bas gitaristi) de benden büyüktü. Ve ben küçük bir çocuk gibiydim aralarında. Ve işin tuhafı country müzik hakkında doğru dürüst birşey bilmiyordum. Neil Young, Bob Dylan ve Rolling Stones dinleyerek büyümüştüm. Flying Burrito Brothers (Gram Parsons’ın efsane country grubu) beni country müziğe çeken gruptur. Ve elbette Willie. Ama doğrusu gruba katıldığımda sadece bir tane Willie albümüm vardı.

– Grupta yeni gelen olduğun için sıkıntıya katlanmak zorunda kaldın mı?

Evet. Bee Spears çok şakacı biriydi. Yeşil biber hadisemiz vardır meşhur…

– Bu çalmak durumunda olan biri için sıkıntılı bir durum değil mi?

Nashville Symphony ile çalacaktık… O gün hasta olmuştum. Fanlardan biri otobüse brownie tatlı gönderdi. Sağlığım konusunda destek aldım ve tam 1 ay şekerden uzak durdum. Sonrasında kalp krizi riski yaşamıştım. CT taraması yaptılar ve yanlış birşey bulamadılar. Kokain, barbütürat hepsi negatif çıkmıştı ama kan şekerim inanılmaz yükselmişti. Yediğim brownie’nin etkisine bağladılar. Malesef kendi kasabamda konserimi kaçırmak durumunda kalmıştım… Bazen böyle şakalar olabiliyordu.

– Sanırım bu iş sana teklif edilmedi. Bir kere grupla çalmaya başladın ve öyle de devam etti?

Evet Willie ile tanışmıştım. Max’s Kansas City – New York’ta konserleri vardı. Haftasonları oturup çalınacak parçaları çalışıp öğrenmeye gayret ediyordum. Willie Paul’den artık bana da ödeme yapılmasını rica etti. Ve Paul birşey demedi. Yani aslında resmi olarak işe alınmadım. Teknik açıdan halen işim yok diyebilirim =)

– Eğer iyi bir patronun olmasaydı sanırım devam etmezdin ve gruptan ayrılırdın değil mi?

Elbette. Ama Willie çalışacak çok iyi bir insan. İyiliksever bir diktatör de diyebilirim. =)

 

Kaynak: chron

© 2012-2017 AVENUES MUSIC | AVENUESTHEBAND.COM