Whiskeytown – “Faithless Street”

Faithlessstreet

North Carolina, Raleigh çıkışlı alt-country topluluğu Whiskeytown’ın ilk albümü bu yazımızın konusu. Faithless Street albümü aslında grubun ve gelişimini belirledikleri tarzlarının da yapıtaşlarından biri niteliğinde. 1995 döneminde gündeme gelen Faithless Street aslında bir yönüyle çok çabuk kaydedilen ve tabiri caizse hızlıya gelen bir çalışma. Hatta albümdeki parçalardan Hard Luck Story stüdyoda kayıt günü yazılıp kayda alınıyor…

Grup üyelerinden ve kurucularından yetenekli gitarist Phil Wandscher (Gruptan sonra Jesse Sykees and Sweet Hereafter projesi ile gündeme gelmeye devam etmektedir) o günleri şöyle anlatıyor: “Bize kayıt zamanında çok kısa bir zaman verilmişti ve o kadar dar zamanda ne yapabiliyorsak yaptık. Canlı kayıt üzerine kuruldu herşey. Çıktıların yeniden düzenlenmesi overduba bile zamanımız yoktu…” Grup aslında albümü kaydettikleri süreçte North Carolina Güzel Sanatlar Fakültesinde okuyan ve tezini yetiştirmeye çalışan kemancı Caitlin Cary‘nin alkol problemleri, grubun kurucusu Ryan Adams‘ın her zamanki antikalıkları ve takıntıları, baterist Skillet Gilmour‘un kişisel problemleri ile uğraşmaktadır. Bu kadar dağınık bir kimyadan son derece başarılı bir sonuç çıkması elbette sadece şehir efsaneleri ile değil, grup üyelerinin iyi müzisyen olmaları ve tüm bireysel dağınıklıklarına karşılık sürece tam anlamıyla kendilerini adamaları ile açıklanabilir.

Parçalar ve Faithless Street’e Giriş

Albümde yer alan 11 parça ve son parça Oklohama’dan sonra gelen gizli parça Revenge dahil olmak üzere tüm söz ve bestelerde Ryan Adams’ın katkısı bulunuyor. Albüm 3.19’luk “Midway Park” ile başlıyor. İlk kez Whiskeytown dinleyecek kişiler karşılarında gitarlarda biraz Peter Buck, vokallerde biraz Nirvana, kompozisyonlarda biraz Uncle Tupelo, rock soundunda biraz da Neil Young karışımını rahatlıkla bulabiliyorlar. Aslında bu karışım grubun kısa sürede kült statüsüne gelmesindeki altyapıyı oluşturuyor. Buck Owens, George Jones tarzı klasik countryden, Woody Guthrie, Bob Dylan tarzı isyankar bir folk ve bluegrasse, Rolling Stones tarzı umarsız gitar rifflerinden Alice in Chains’in kaotik karamsar grunge tınılarına kadar geniş bir yelpaze Whiskeytown üretimhanesinde  harmanlanıyor.

“Drank Like A River” yine yüksek tempoda rock’n roll soundu ve Phil Wandscher’ın gitarlarda ustalığını konuşturduğu oldukça eğlenceli bir çalışma. Dire Straits’in ilk dönem çalışmalarından bir esinti kendisini hissetiriyor. “Too Drunk To Dream” adından da anlaşılacağı gibi grubun o yıllarda içinde bulundukları atmosferi yansıtıyor.  “So baby, you can leave if you wanna, There ain’t no drinking when the bottle is dry… Sugar, you can leave if you wanna, I got no more tears to cry”. Ryan Adams yazdığı ve gurur duyduğu parçalardan biri olarak ilerleyen dönemde bir röportajda bahsediyor “Too Drunk To Dream” den…

Albümün 4. parçası Phil Wandscher’ın yazıp söylediği “What May Seem Like Love” Burada 60’ların klasik country soundunun gündeme geldiğini görüyoruz. Phil Wandscher özellikle kırık kalpler ve insan ilişkileri üzerine oldukça yoğun düşünen üretken bir müzisyen. “What may seem like love may soon fall apart, You don’t practice what you preach, You don’t finish what you start, Your lies have got me tryin’ to mend a broken heart…. Please don’t speak to me again”

whiskeytown

Albümle aynı ismi taşıyan “Faithless Street” aslında önceki dönemde “Angels Are Messengers From God” ismi ile Rural Free Delivery döneminde demo olarak kaydediliyor. Sonra üzerinde bazı oynamalarla son halini buluyor. Caitlin Cary burada kemanı ve vokalleri ile parçaya ağırlığını koyuyor. Ve atmosfer sizi sürüklemeye devam ediyor… Kesinlikle albümün en iyilerinden. “Mining Town” doğrudan Ryan Adams’ın yazdığı ve söylediği bir parça. North Carolina için yazdığı bir parça olduğunu belirtiyor sözlerde olduğu gibi… Gerek çocukluk döneminin geçtiği Jacksonville’deki anıları (Tankların sokaklarda gezindiği, askerlerin kasabadaki tüm otelleri doldurduğu yıllar…) gerekse sonraki yaşantıları ile “askerlik” kavramının her zaman için özel bir yeri olduğunu düşünüyoruz sanatçı için.

“If He Can’t Have You” baterist Skillet Gilmour’un çalışmalarından. Gerek vokaller gerekse girişteki keman bölümü ile tipik bir Whiskeytown klasiği… Bir grubun soundu denen olguyu bilirsiniz. Biraz dinlerken tamam dersiniz şu sanatçıyı ifade ediyor. If He Can’t Have You tam olarak böyle bir parça. “Black Arrow, Bleeding Heart” doğrudan akustik bir parça, düzenli grup üyesi olmayan ama albümde yer alan pedal steelin (Bob Ricker) inanılmaz estetiği ile derinleşiyor ve sizi kendine çekiyor. Ryan Adams’ın vokalleri bu parçada oldukça etkileyici.

Albümün 9. parçası “Matrimony” sözleri ve bestesi Caitlin Cary’e ait bir çalışma. Parçayı doğrudan kendisi söylüyor. (Hatta grup konserlerde Matrimony’i çalarken Phil ve Ryan’ın sahne arkasına geçip genelde alkolü fazla kaçırıp şovlara devam edemediği yönünde efsanelerde dolaşır)

Lucinda Williams ile karşılaştırılır mı bilinmez (ki yapılmış çoğu kez) Caitlin’in ne kadar önemli bir sanatçı olduğunu anlamamızı sağlıyor Matrimony. Matrimony’i ailesinden baskı gören yakın bir arkadaşının evlilik telaşı (evlilik öncesi sendromu) konusu üzerine şekillendirdiğini bir röportajında belirtiyor. Son kıtadaki isyankar metaforik ve kısmi erotik sözler ise oldukça çarpıcı… Caitlin Cary’nin grup sonrası solo çalışmaları ve Tres Chicas gibi grup projelerinde de vokallerde iyi işler yapabileceğinin ilk örneği çıkış noktası olarak da düşünebiliriz Matrimony’i.

Whisketown 1995 döneminden setlist...

Whisketown 1995 döneminden setlist…

“Hard Luck Story” yukarıda da bahsettiğimiz gibi kayıt esnasında stüdyoya hızla yazılan ve 60’ların tipik Rock’n Roll soundunda bir çalışma. Ryan Adams parçayı stüdyoda bir pizza kutusu üzerinde 20 dakikada yazdığını belirtiyor… Gerçekten keyifli bir bar parçası ortaya çıkmış.

“Top Dollar” da bir kez daha gitarist Phil Wandscher’ı dinliyoruz.  “What May Seem Like Love” havasında bir çalışma ama gitarlarda Rolling Stones esintilerini hissetmek mümkün.

Kapanış “Oklohoma” ile yapılıyor. Parçada tüm grup üyelerinin ortak çalışması var. Ancak sonraki basımlarda ne yazık ki albümden çıkartılıyor Oklohoma. Sembolik olarak belki de grubun ilk kadrosunun birarada yaptığı son çalışma olarak olumsuz yöndeki gelişmeleri işaret ediyor. Whiskeytown’ın efsane Uncle Tupelo sounduna en yakın parçalarından biri olarak düşünülebilir Oklohoma. Belirgin bir punk soundu hakim. “See old Mabel walk on down the house, Pickin flowers for someone else. Old Mabel, Mabel… Family bible on the coffee table…. In old Mabel’s house…”

Albümün ilk kayıtlarında yer almayan ancak sonraki “Reissued” versiyonuna eklenen “Lo-Fi Tennessee Mountain Angel (for Kathy Poindexter)” parçasının ilginç bir öyküsü var. Raleigh’dan çıkan yerel bir punk grubu olan Picasso Trigger’ın vokalisti Kathy Poindexter, Dolly Parton hakkında “Lo-Fi Tennessee Mountain Angel” isimli punk parçası yazar. Bu fikirden hoşlanan Ryan Adams, aynı mantıkla Kathy için parça yazmaya karar verir üstelik Kathy’nin parçasının ismini kullanarak… Sözler de belirtildiği gibi Kathy ile aralarında geçen bir bar diyaloğunu aynen parçaya aktarır Adams. “Met you in a bar when I was drinking, You stood next to me, You say you wanna play country, But you’re in a punk rock band…” Bu parçayı grup, çok alkollü oldukları zaman setlistlerine ilave eder ve elektro gitarlarla gürültülü bir versiyonunu bar turnelerinde çalarlar…

Faithless Street albümünün gösterdiği başarı ile grup ülke çapında isminden sözettirir ve kendi kariyerleri için kırılma noktalarından biri olan SXSW – Teksas Müzik Festivali’ne katılırlar. Grubun başarılı performansı ve fan kitlesini kısa sürede oluşturması ile Austin bölgesindeki barlarda uzun turnelere başlarlar…

Yıllar sonraki bir röportajında Ryan Adams ilk albümleri hakkında şöyle diyecektir. “Bence Faithless Street güçlü bir albüm. Delice bir iş. Müzikal açıdan bir çok element içeriyor. Gram Parsons’tan tatlar, Rolling Stones’dan esintiler, hatta bazı bölümlerde Uncle Tupelo rüzgarları belirgin.”

Whiskeytown Faithless Street’ten sonra iki önemli albüm daha yapacaktır. Bunlardan biri 1998 döneminde basılan ve grup kariyeri için büyük hitler barındıran Strangers Almanac‘tır. Diğeri ise plak firmasındaki değişikliklerden ötürü bir türlü basılamayan (ancak grup dağıldıktan sonra bireysel çabalarla basılan) Pneumonia‘dır.

Alternatif Country veya bilinen ismi ile American türünün yapıtaşlarından “Faithless Street” i tüm takipçilerimize öneriyoruz.

© 2012-2017 AVENUES MUSIC | AVENUESTHEBAND.COM